02Feb/16

Eylemem

Hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi Farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eylemem

Bir acaip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem.

Oy nesimi, can Nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem

Kul Nesimi

27Jan/16

Vakit nakittir. Nakit paradır. Para el kiridir. Vakit kirli birşeydir. Kahrolsun bağğğzı şeyler.

Erkeğe  aksesuar olarak kolye, küpe, bileklik yakıştıramıyorum. Ama kullanan insanlara da ön yargılı değilim. Kişisel zevk meselesi sadece.

Erkeklerde kişisel zevkime göre aksesuar olarak saat, kalem, gözlük ve yüzük yeterli.

Yüzük olarak zihgir takıyorum. Manda boynuzundan yaptırtmıştım. Geyik boynuzundan da yaptırtacağım. Olurda evlenirsem birde alyans takarım. Yeter.

Günlük hayatta mecburen gözlük kullanıyorum. Araç kullandığım için güneş gözlüğümde de numaralı cam kullanmak zorundayım. O yüzden çeşit çeşit güneş gözlüklerim yok.

Ama saat takıntım var açıkçası. Güzel saatler takmayı seviyorum. Öncelikle saatlerimi listelemek isterim.

  • Breitling Navitimer 01 (46mm)
  • Seiko SNL003P
  • Welder WR3301
  • Suunto Ambit3 Peak Black HR
  • Seiko 5 Automatic (Baba yadigarı)

Her birinin farklı özellikleri var. Pille çalışan,Hareket enerjisi ile çalışan, Şarj ile çalışan, Safir cam, Elmas cam, Plastik kordon, Çelik kordon, Titanyum kordon, Dijital, Analog, Akıllı vs. vs.

Saatten biraz olsun anlayan biri “Ya hepsi iyi güzel de o Welder ne arada hiç olmamış” diyebilir. Tamamen zevk meselesi. Benim çok hoşuma gidiyor.

Breitling’i çok çok çok özel zamanlarda takıyorum. Malum fiyatı çok yüksek. Günlük takacak kadar kıyamıyorum. :) İş hayatında takım elbise giydiğim için günlük olarak Seiko’ları kullanıyorum. Welder hafta sonu gezmelerinde spor kıyafetlerimde tercih ediyorum. Suunto yu ise yeni aldım. Aslında biraz ihtiyaçtan aldım bunu. Akıllı bir saat. GPS özellikli. Trekking ve avcılık yaparken lazım oluyordu. Malumunuz telefon dağ başında, kırsalda çekmiyor.

Planlarımda bir kaç tane daha almak var. Deri kordonlu bir saatim yok. Deri kordon koku yapıyor. Ama çok sık olmasa da özel günlerde kullanabileceğim deri kordonlu bir tane saat alacağım. Para bulursam Cartier’ler hoşuma gidiyor ama bulamazsam Tag Heuer alternatifim. Küçüklüğümden beri Casio ProTrek’ler de hoşuma gidiyor. Fiyatları da ucuz. Bir tane de ProTrek planım var. İleride telefon entegrasyonu olan saatler çıkacaktır. Bunlardan da bir tane alırım diye düşünüyorum.

Saat güzel birşey. Kullanmak lazım.

21Jan/16

Yeni Yurt

Değil değil… Semt adı olan değil.

Bizim kültürümüzde, göç sonrası yeni yurduna gelince insanlar, evini yapacakları yerin bahçesine bir de dut ağacı ekerlermiş.

Ne kadar güzel bir âdet.

Rahmetli dedemin evinin bahçesinde çeşitli ağaçlar bulunurdu. Ona da evi babasından hatta dedesinden kalmış. Dut, hünnap, ceviz, gül, nar, erik, asma benim hatıralarımda kalanlar. Ev kerpiç ve tahtadandı. Alt katında hayvan damı ve ambar bulunuyordu. Evin arkasında bahçe vardı ve sebze yetiştiriyorlardı orada. Ön bahçede kerpiç bir fırın vardı. Ekmekler ve hamurlar burada pişerdi. Bahçenin çeşitli yerlerinde orak balta keser döven vardı. Hiç unutmam bir tane de tekerlek gibi kocaman bir çakmak taşı vardı. Ortasından bir demir geçirilmiş ve 2 adet tahta ayağa oturtulmuştu. Ortasından geçen demiri biraz bükmüşler ve rahat bir şekilde dönmesi sağlanıyordu. Bununla bıçaklarını bilerdi dedem. Arka bahçeyi sulamak için de 2 metre karelik ufak bir havuzu vardı bahçenin. Tuvalet bahçedeydi. Kerpiç evin dışı beyaz boyalı, kapı ve pencere pervazları gök maviydi. Evin merdiveni altında ördek kümesi vardı.

Hepsi iliklerime işlemiş bir durumda hafızamda hala.

Evin artık eskidiğini hissetmiştik. Bahçenin diğer köşesine yeni usül bir ev yaptık. Biraz daha şehirli evi olmuştu. 2 katlı bir apartman. Ama hiç eskisi gibi tat vermedi bana.

Eski ev, fırın, ambar, dam, bıçak taşı, ağaçlar, sebze bahçesi, havuz, ördek kümesi hala duruyor. Ama içerisinde yaşayan yok artık.

Dedemin de bu dünyadan göçmesiyle birlikte bana sadece anıları ve öğrettikleri kaldı. Tarla bellemeyi, ekin ekmeyi, sapan yapmayı, yaban armudu toplamayı, toprağa bağlı olmayı, küçük baş hayvancılığın önemini, bıçak kullanmayı, mezarlıkta akrabaları ziyaret etmeyi, köyden tren geçerken kimsesiz yolculara el sallamayı, çitlembik ağacının dallarından nazar değmesin diye çeşitli şekiller yapıp bebeklere-çocuklara takmayı, hay mahşallah demeyi, her evinden ayrılırken ayrılanları hayıra karşı diye yolcu etmeyi, yanlamayı (koltukta yan bir şekilde uzanıp dinlenmek), hıdrallezi, hıdrallez kamçısını, dutu toplar toplamaz yememiz gerektiğini, aba kumaşından pantalonu, yeleği, kafamı sıcak tutmam gerektiğini, kafamıza taktığımız takkelerin anlamlarını, odun parlamayı, yörük ali efe türküsünü ve daha şu an aklıma gelmeyen onlarca şeyi o öğretti ve sevdirdi bana.

Canım dedem…

rsz_img_0427rsz_img_0428rsz_img_0433

15Jan/16

Eat – sleep – rave – repeat

Bazen insan inanılmaz şeyler düşünebiliyorken bile trak geçirebiliyor hayatta. Düşündüklerini ifade ederken, düşündüklerini yazıya dökmek isterken, düşündüklerini yaşamaya çalışırken…

Bu yazıdan önceki paylaştığım videoda, Serdar Kılıç’ın söylediklerini uzun uzun düşündükten sonra, şuraya her yazı yazmaya çalışmamda ben de trak geçiriyorum. Kala kalıyorum öyle.

Daha ne söylenebilir ki.

Ben de o konu hakkında değil de, o konu ile ilintili başka şeyler hakkında düşüncelerimi belirtmek istedim.

Çocuğunuz olduğunu varsayıyorum. Yoksa da varmış gibi, hayatınız boyunca düşlediğiniz ve bazı kararlara vardığınız çocuk geliştirme üzerine düşüncelerinizi gözden geçirin ve eğitim kısmına odaklanın. Yazı bunlarla ilgili olacak.

Continue reading